Önümüzdeki 4-5 ay konut sektöründe fiyat avantajı var!


Önümüzdeki 4-5 ay konut sektöründe fiyat avantajı var!

Yapı-Endüstri Merkezi tarafından Viega sponsorluğunda yedincisi düzenlenen 600’ü aşkın izleyicinin takip ettiği Konut Konferansı 2016; yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık alanlarının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla 22 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşti.



Yapı-Endüstri Merkezi tarafından Viega sponsorluğunda yedincisi düzenlenen 600’ü aşkın izleyicinin takip ettiği Konut Konferansı 2016; yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık alanlarının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla 22 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşti. ‘Konut Sahibi Olmak Ya Da Ol(a)mamak’ temalı konferans sektör ve basın tarafından ilgiyle takip edilerek yüzlerce izleyiciye ev sahipliği yaptı.


İKİNCİ EL KONUT FİYATLARI DÜŞER

Reidin Türkiye Ülke Müdürü Kerim Alain Bertrand’ın yönettiği ‘Konut Yatırımları’nda 5N1K’ başlıklı ilk oturumda; Kentsel dönüşümün arzın niteliğinde sunduğu değişim masaya yatırıldı. Panelin katılımcılarından Cushman Wakefield Türkiye Araştırma Direktörü Dr. Dilek Pekdemir 1970’lere kıyasla aile yapısının değiştiğine dikkat çekti. Ortalama aile üyesi sayısının 5.7’den 3.6’ya düştüğünü hatırlatan Pekdemir: “1970’lerde yılda 70 bin konut üretilirken 2000’lerde 245 bin, 2010’da 400 bin, geçen yıl ise 700 bine yakın konut üretildiğini görüyoruz. Sektörün durumuna dönüşümden ziyade yenileme diyebiliyorum. Bu tam olarak bir kentsel dönüşüm değil. Şu an binaları yıkıp yeniden yapıyoruz. Depremin ardından 2000 sonrası yapı kalitesiyle ilgili standartlar geldi. Konut stokunun sadece yüzde 8’i yani dört aileden birisi, 2000 sonrası üretilen binalarda yaşıyor. Demek ki kentsel dönüşüme ihtiyaç var” diye konuştu. Hiçbir alternatif yatırım ürününün konut kadar getiri sağlamadığını belirten Pekdemir “Bu nedenle konut üretimi artıyor ama satışların yüzde 60’ının ikinci el konutlar olduğunu görüyoruz. Ben ikinci el konutların fiyat artışlarında düzelme olur diye düşünüyorum” dedi.


YENİLEME ALAN BAZLI OLMALI

Atlas Proje Geliştirme ve Yönetimi Şirketi Başkanı Tavit Köletavitoğlu “Bir kent için makro plan, alt yapı ve üst yapıyla ilgili senaryo yazılmıyorsa bu boşluğu kaos doldurur. Plan olmayınca insanlar canlarının istediği gibi hareket ediyor. Medeni ülkelerde aynı sokakta üç tane bina yenilenmez. İstanbul’da en kolay hareket eden araçlar vinçler ve iş makineleri. Kent yönetimi yaşayanların hayat kalitesini zedeleyen her şeyi minimize etmek mecburiyetindendir. Bu eksiği tamamlamak için yasal bir düzenleme yok, yapılmalı. Aksi halde bir nesil yenilemenin çirkinlikleriyle yaşamak durumunda kalır. Medeni toplumlar yasalarla, kurallarla değil; müeyyidelerle, uygulamalarla yönetilir. Yanlış yapanla doğru yapanın ayrılmasıyla yönetilirler” diye konuştu. Çok ciddi şekilde kentsel dönüşüm ihtiyacı olduğunu söyleyen Köletavitoğlu İspanya’daki alan bazlı yapılan yenilemeyi örnek gösterdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Yüzde 25 fazlalık, finansmanda kullanılıyor. Bu şekilde bölgenin ormanı ya da denizi daha sağlıklı kullanılıyor. İstanbul’da hiçbir örneğini yaşayamadık bunun. Alt yapı ve alan bazlı oldu mu başka bir şey oluyor.” 


AB FONLARINDA FİNANSMAN ARAŞTIRMASI YAPILABİLİR

Almanya’daki yenilemeyi örnek gösteren İstanbul Üniversitesi İşletme Fak. Finans Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Hepşen ise “1971’de bir mastır plan yürürlüğe girmiş. O tarihten bugüne kadar 30 yıllık süreçte yenileme süreçleri başlatmışlar. Bir yenileme sürecinin planlaması bile 10 yıl. Ekolojik dengeyi bozmadan canlılar naklediliyor. Yenilemeye karşı çıkan bir hak sahibi varsa süreç durduruluyor” dedi. Deprem olgusunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Hepşen, yapı stokunun sadece yüzde 8’inin 2000 yılı sonrasında inşa edildiğini hatırlattı ve ekledi: “Kaynak olmadan işin finansmanını sağlamak mümkün değil. Neticede daha yaşanabilir bir çevre için parsel bazlı dönüşümlerden ziyade alan bazlı olması gerektiğini görüyoruz. Alan bazlı dönüşümlerde iş finansmana dayanıyor. Almanya’da tek kullandıkları kaynak var Avrupa Birliği fonları. Önümüzdeki dönemi şekillendirecek en önemli konulardan bir tanesi finansman olacaktır. AB fonları kullanımı konusunda araştırma olmadığını gözlemliyoruz. Yılda 15-16 milyar dolarlık finansman ihtiyacı var. Tüm kentsel dönüşüm alanlarının yenilenmesi 20 yılda 400-500 milyar dolarlık finansman yükü bulunuyor. Böyle bir sermayenin bulunabilmesi için sermaye piyasası enstrümanlarının kanunlarda yer bulması gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı. 


ÖNÜMÜZDEKİ 4-5 AY FİYAT AVANTAJI VAR

Oturumda son olarak sözü alan DKY İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Tevfik Türel “Asıl planlama vizyon koyabilmektir. Bugünkü Dubai 1995 yılında yaratılan vizyonun sonucudur. Bizim planlarımızda en büyük eksiklik bir vizyon ortaya koyabilmektir. İçerik anlamda statükoyu korumak plan değildir. Vizyon tartışılabilir, o vizyon ortaya konduktan sonra ona göre altyapınızı yaparsınız. Hedef koyacaksınız ki oraya doğru gideceksiniz. Kaynaklarımızda bu plansızlık yüzünden yanlış yönlendiriliyor” diyerek sözlerine başladı. 2016 başından itibaren fiyatlarda artış olmadığını hatırlatan Türel “Bu düşüş sona geldi. Önümüzdeki dört beş ay içinde fiyat avantajı var piyasada. Daha sert bir düşüşü destekleyecek bir veri görmüyorum. Doların artmasıyla çimento ve demir fiyatların artması fiyatları yukarı doğru taşıyacaktır. İmkânı olanlar için ciddi fırsatlar var. Artı konut kredilerinde 0.90 faiz oranları söz konusu” diye konuştu. 


ENGELSİZLERİN AKTİVİSTİ OLUN

İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Burak Enginöz’ün moderatörlüğünü yaptığı ‘Herkesin Hayali: Erişilebilir Konut’ başlıklı ikinci oturumda engelsiz, erişilebilir konutlar, yasalar, mevzuatlar ve sektöre düşen görevler masaya yatırıldı.


MİMARLAR DOKTORLAR GİBİ YEMİN ETSİN

Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu ilk sözü aldığı panelde, engellilerin tüketici olarak görülmesinin önemine dikkat çekti. Medyada mağdur gösterilen engellilerin fakir olduğu algısının yaratılmasını eleştiren Kuyumcu, gelir seviyesinin dağınık olduğunu ve alım gücü yüksek bir kesimin bulunduğunu hatırlattı. “Toplamda aileleriyle 30 milyon kişiden bahsediyoruz ve maalesef sektör bu konuda üretim yapmıyor” diyen Kuyumcu şöyle devam etti: “Öncelikle bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor. Hepimiz yaşlanacağız. Yaşlılıkta bir engellilik durumudur. Türkiye’de 85 yaşın üzerinde 4 milyon kişi yaşıyor. İhmal edilen sorunlar nedeniyle sokağa dahi çıkamıyor. Engelli yaşam hakkına saygı gösteriyorum, insani bir haktır diyebilmek gerekiyor. Mimarlara Hipokrat yemini gibi evrensel tasarım ilkesine uyma yemini getirilmeli.” Denetimi de sivil toplumun yapması gerektiğini söyleyen Kuyumcu sözlerini şöyle bitirdi: “Sizlere ihtiyacımız var. Alanda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri, mimarlar, mühendisler ve engellilerden oluşan bir denetleme komisyonu kurulsun. Taşeronlara da eğitim verilsin. Lütfen hepiniz engelsizlerin aktivisti olun.”


ERİŞİLEBİLİR KONUT YAPAN YATIRIMCI ÖDÜLLENDİRİLSİN

Evrenol Mimarlık Kurucu Ortağı Mehpare Evrenol ise engelsiz konutun çoğu kişinin umurunda olmadığını söyleyerek çarpıcı bir başlangıç yaptı. “Nüfusun yüzde 10’undan fazlasına tekabül eden hakiki engellileri görmüyoruz. Kanada örneği model alınmalı. Mevcut yasa şu ana kadar tarif ettiği ortamda kısmi bir açılım sağlıyor. Mesela yüzde 10 meyilli rampa yetmiyor, yüzde 6 olmalı. 90 cm ölçüsünden aşağıda kapı yapılmamalı, dönüş mesafesi bırakılmalı, asansörler daha geniş ve erişimi kolay olmalı. Bir panik anı için bütün kapılar dışarı açılmalı. Kanunda böyle bir konu da yok. Kurallar yeterli değil. Kanunlar incelikli hazırlanmalı. Büyük peyzaj alanına sahip konut projelerinde hiç engelli çocuklar için parklar yapıyor muyuz? Olanı da uygulamıyoruz, eğitimimiz eksik, mimari eğitimde engelsiz konut hakkında bir sayfa yer almıyor” sözleriyle konuşmasına devam eden Evrenol şunları söyledi: “Devletin sübvansiyon sağlaması lazım. Erişilebilir bir konut yapıyorsa yatırımcı ödüllendirilsin çünkü kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. Bunlar tüketici için bir reklam özelliği taşıyabilir. Engelsiz yaşam evrensel bir hak. Bu farkındalık önce kendilerinde gelişmeli ve talepte bulunmalılar. Neden bana uygun beş tane daire var mı diye sormuyorlar? Nüfusun yüzde 12’sinden bahsediyoruz.”


NÜFUSUN YARIYA YAKINI ENGELLİ YAŞAM SÜRÜYOR

Panelde son olarak sözü alan T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Peyzaj Mimarı Gamze Feyzioğlu “Erişilebilirlikten; herkesin istediği her yere, bağımsız ve güvenli olarak erişmesini anlıyoruz. Engelsiz konutun; binanın yakın çevresinden başlayıp, girişine, bina içindeki yatay ve dikey ulaşım alanlarına ve konuta girdiğinde de bağımsız ve güvenli olduğunu anlıyoruz. İmar mevzuatında ilgili standartlara uyulması konusunda amir hükümler bulunmaktadır. Erişilebilirliğin denetlenmesi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verildi. Denetleme komisyonları kuruldu. Denetimler devam ediyor” sözleriyle konuşmasına başladı. Feyzioğlu “Fiziksel engellilerin yanı sıra dezavantajlı olarak kabul edilen bir grup var. Bu grup sürekli ya da dönemsel hastalıkları olanlar, hamileler, yaşlılar, çocuklar ve hatta çocuk arabalı ebeveynler. O halde nüfusumuzun yarıya yakınının engelli yaşam sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Ancak konut üretimine baktığımızda aynı oranda üretilmiyor ya da arzu edilen standartlarda olmuyor. Mimarlar neden engelsiz konutla ilgili yasa ve yönetmeliklere uymuyor? Gelen taleplere karşı zihnimizdeki engelleri kaldırmalı ve alternatif fikirler üretmeli” diye konuştu.


Y KUŞAĞI İÇİN KLOSTROFOBİK EVLER VAR

SYS Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Yalım Canveren’in yönettiği üçüncü oturumda ise yeni nesil tüketiciye yönelik konut politikaları tartışıldı.


YARDIM ETMEYE HAZIRIZ, BİZE DANIŞABİLİRSİNİZ.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Gümrük ve Ticaret Uzmanı Derya Güngör Özçelebi “Ne kadar çalışırsak çalışalım ciddi bir güvensizlik var. Tüketici yüksek miktardaki tasarrufunu şirkete emanet ediyor ve bunun karşılığında teminat görmek istiyor” diyerek konuşmasına başladı ve önemli tavsiyelerde bulundu: “Bina tamamlama sigortası çok önemli. Firmaya elden verdiğiniz para kayıt altına alınmadığı sürece hakkınızı arayamazsınız. Ödeme alınmasının sözleşmenin imzalanmasına bağlı olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Biz ne düzenleme yaparsak yapalım tüketicinin bilgilendirilmesi önem taşıyor. Sözleşme imzalamadan önce okunmalı. İlgili mevzuata bakılabilir. Gerekirse danışmanlık almalı. Kendisini korumak için yapılan mevzuatı atlatmaya çalışan var. Kayıt altına girmemek için daha büyük bir bedel ödeniyor. Sonra devletin koruması bekleniyor. Gerçek rakamı getirmek lazım. Özellikle Anadolu’da önemli problemler var. Ücretli danışmanlık alamıyorsanız kamu kurumlarından da bu konularda bilgi alabilirsiniz.


YAŞAM MALİYETİ DÜŞÜK KENTLERE YERLEŞİLEBİLİR.

Türkiye’de barınma ihtiyacının patolojik bir durumda olduğunu söyleyen GİİP Genel Sekreteri/ Kandemir



Önerilen Bağlantılar : Yeni konut projeleri



ikinci el konut fiyatları , Konut Konferansı 2016 , Konut Fiyat Endeksi ,